ben ne güzel susarım duvar diplerinde
elimi cebime koymuşum, düşünceye karşı
simitçiden kalma susam var avcumda
bir inat, bir boşvermişlik — hayata karşı

çay soğumuş, ekmek bayat
gazete okunmamış, manşet tanıdık
devletin dili suskun, vatandaş uykuda
kulağımda bir ezan, öbüründe rakı şarkısı
ikisi de aynı geliyor artık kulağa
tanrıya karşı, içkiye karşı

ben yürürüm,
kaldırımlar bilir beni,
bilmezmiş gibi yapan devlet memurları
“gelme bir daha” diyen mektuplar
sakat sandalye bacağı gibi yamuk saatler
zamanın çarpıklığına karşı

bir sigara yakarım, sonra bir daha
balkonlardan sarkan çamaşırlara selam
insanlık buradaysa, ütüsüz ve kirli
ütüye karşı, deterjana karşı

ben ne güzel severim,
kimseye göstermeden
bir otobüs penceresinde,
camdaki buğuyu kalbim sanarak
ve susarak —
susmanın ahlâksızlığına karşı

bir kadın geçer,
ayak bileği kadar özgür
ben bakarım,
kadının özgürlüğüne karşı değil
onu özgür sananlara karşı

ah aklıma her şey gelir, her şey gelir
buzlu badem gelir, uykusuzluk gelir
halk otobüsünde unuttuğum uykum gelir
ve yine de direnir bir yerim
her şeye,
ama en çok da kendime karşı