To feel incomplete

Benim bu hayatta en çok üzüldüğüm şey seni güzel anmamı elimden almış olman.

Sanırım bu hiçbir zaman değişmeyecek. Çünkü sorun sende değildi, sende rahatsız eden hiçbir şey yoktu. Asıl mesele, bende kalan duygunun şekli.

Seni hatırlarken bir tebessüm bekliyordum. Hani insanın dudak kıyısından kaçan, kendine bile itiraf edemediği o küçük gülümseme…

Onun yerine soru işaretleri geldi. Acabalar. Eksikler. Cevabı olmayan cümleler.

Oysa mümkünmüş, bunu biliyorum: Bizim geçmişimiz güzel anların arasından geçiyordu. Birlikte kurduğumuz küçük rutinlerin içinden. İnsan bazı anları özenle anmak ister ya, işte öyle bir şeydi.

Ama şimdi — sen anılarda bile rahat bırakmıyorsun beni. Her hatırlayışımda, geri alınmış bir mutluluk gibi duruyor aramız.

Bu his oyuncağı elinden alınmış bir çocuk gibi değil. Keşke o kadar basit olsaydı. Bu başka bir şey: Mutlu olma ihtimalinin elinden alınması.

Ve bunun adı üzülmek değil yalnızca.

Eksilmek.